31 Ekim 2024 Perşembe

Kadın mı Bayan mı

 Son günlerde sosyal medya ilginç bir tartışmaya ev sahipliği yapıyor.


Birçok gazeteci bu konuda makaleler kaleme aldı, birçok blogger bu konuda blog yayını paylaştı. 

Ben de bu konu ile ilgili kendi düşüncelerimi paylaşmak üzere bu yazıyı kaleme aldım.

Evet, tartışmanın konusu kadınlara "kadın mı bayan mı" diye hitap etmek gerektiği idi. 

İşin ilginç yanı kadınlardan bahsederken bayan mı kadın mı kullanılması gerektiği noktasında kadınların da ikiye bölünmüş olması.

Ben yazılarımda kadınlardan bahsederken kadın kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Bayan dediğimde kadınlardan bahsetmiyormuşum başka bir canlıdan bahsediyormuşum gibi hissediyorum.


Evet, bayan kelimesi bir hitap şeklidir aslında. Bayan ... şeklinde hitap etmek için kullanılan bir nezaket kelimesidir. Kadınların cinsel kimliğini anlatan, onların kadın olarak kabul edilmelerini sağlayan bir kelime değildir.

Erkeklerden bahsederken nasıl bay kelimesi kullanılmıyorsa kadınlardan bahsederken de bir hitap şekli olan bayan kelimesi kullanılmamalıdır. 

Kadınlar arasında kadın-kız ayrımı yapılması ve kadın kelimesine yüklenen cinsel anlam toplumu kadın kelimesini kullanmaktan uzaklaştırmaya ve utandırmaya başlamıştır. Bayan kelimesinde böyle bir sorun yaşanmıyor olması, nezaket kavramı ile birleştirilerek kadın yerine bayan kullanılması, kadın kelimesini kaba ve kadının cinselliğini sorgulayan bir kelime haline getirmiştir.

Erkek yerine bay kelimesinin kullanılması nasıl tartışılmıyorsa kadın yerine bayan kelimesinin kullanılması da tartışılmamalıdır. Düz mantıkla bakacak olursak bay yerine erkek kelimesinin kullanılması da kabalık olmaz mı? 

Bayan, kadının cinselliğini değil cinsiyetini yok sayan bir kelimedir. Bayan ya da bay diye bir cins yoktur. Bayan ve bay diye hitabet şekli vardır. Kadın kelimesine yüklenen cinsel anlam (bakire olmayan kişi) bu kelimenin yerine bayan kelimesinin kullanılması sonucunu doğurmuş, kadının evli ya da bekar (bakire) olması kadın kelimesi ile ilişkilendirilmiştir.

Özellikle bizim gibi cinselliğin tabu olduğu ülkelerde ne yazık ki kelimelere yüklenen anlamlar, kadınları kadınlığından utanır hale getirmiştir. Bu çok büyük bir ayıptır. Bu ayıbın ortadan kalkması için bütün kadınlar bayan değil kadın olduklarını yüksek sesle haykırmalıdırlar.

27 Aralık 2023 Çarşamba

Lekeli Ciltler için Ayva Çekirdeği Maskesi

     Ciltte meydana gelen lekeler, dış görünüm açısından problem teşkil eden bir cilt sorunudur. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de görülebilen bu sorun, sosyal hayattan ikili ilişkilere kadar pek çok alanda insanlarda özgüven eksikliğine neden olmaktadır. 

    Cilt Lekeleri Neden Oluşur? 

    Cilde normal rengini veren melanosit hücreleridir. Bu hücrelerin düzensiz olması ya da fazla üretimi ciltte leke oluşmasına neden olur. Özellikle güneş ışınına maruz kalan bölgelerde cilt lekesi oluşma olasılığı daha yüksektir. 
    Cilt lekelerinin birçoğu güneş ışınlarına bağlı olarak ortaya çıksa da genetik faktörler, kimyasallar, hamilelik, ileri yaş, beslenme, yeteri kadar su tüketmeme, yanlış kozmetik ürünü kullanma ve hormonal ilaçlar da leke oluşumunda etkili olur. 
    Cilt lekeleri doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilir. Ciltte görülen belli başlı leke türleri şunlardır: 
  • Akne 
  • Egzama 
  • Melazma 
  • Vitiligo 
  • Güneş lekeleri
  • Çiller 
  • Doğum lekeleri
  • Deri döküntüleri 
  • Cilt kanseri 


    Cilt Lekeleri için Neler Yapılabilir?

  • Lekelenmeye müsait cilt tipi olanlar güneş ışınlarına karşı koruyucu önlem almalıdır. 
  • Lekelenmenin önemli nedenlerinden biri olan solaryum kesinlikle tercih edilmemelidir. 
  • Yaz mevsiminde olduğu gibi her mevsim uygun güneş koyucu kullanılmalıdır. 
  • Parfüm ve kolonya gibi alkol içeren ürünler vücudun güneş gören kısımlarına sürülmemelidir. 
  • Lazer, epilasyon ve ağda gibi işlemler sonrası güneşe çıkmayın. 
  • Sivilce, akne ve siyah noktaları sıkmaktan kaçının. 
  • Hamilelik döneminde uygun koruyucu krem kullanmaya ve güneş ışınlarından uzak kalmaya dikkat edilmelidir. 
  • Kozmetik ürünü seçiminde güvenilir markalar tercih edilmelidir. 
  • Güneş gözlüğü kullanılmalıdır. 
  • Sigara ve alkol cildin düşmanıdır, bu zararlı alışkanlıklardan vazgeçilmelidir. 
  • Cildin nem dengesi korunmalı, günde en az 2 litre su içilmelidir. 
  • Çok yağlı ve baharatlı yiyecekleri tüketmekten kaçınılmalıdır. 


   Doğal Maskelerle Cilt Lekelerinizden Kurtulabilirsiniz 

    Doğal maske ve kürler cilt sorunlarına karşı etkili olmaya devam ediyor. Kozmetik ürünlerinin içeriğine baktığımızda pek çoğunun doğal bitki ve meyvelerden oluştuğunu görebiliriz. Doğada en saf hali ile bulunan bitki ve meyveleri kullanarak cilt problemlerimizle başa çıkabilir. Özellikle lekeli ciltlerde: patates kürü, pirinç kürü, ayva çekirdeği maskesi gibi doğal yöntemler sağlıklı sonuç veriyor. 
    Ayva, kuru ciltlerden lekeli ciltlere kadar her cilt türünde mucize yaratan bir meyvedir. Ayvanın faydaları ile ilgili bilgi almak isterseniz yazımızı okuyabilirsiniz. Çiğ olarak tüketildiğinde veya maskesi hazırlanarak harici olarak kullanıldığında kuru cilt üzerinde ve lekeli ciltlerde olumlu etkisi vardır. Ciltteki renk eşitsizliğine karşı ayva çekirdeği maskesi yapabilirsiniz. Peki, lekeli ciltler için ayva çekirdeği maskesi nasıl yapılır? 


    Cilt Lekelerine Karşı Ayva Çekirdeği Maskesi 

  • Yarım kilo ayvadan çıkarttığımız çekirdekler 
  • 1 bardak içme suyu 
    Bir tencereye 1 bardak içme suyunu ve ayva çekirdeklerini alalım. 
    Tencereyi ocağa alalım ve 5  dakika haşlayalım. 
    Bu suyu cam bir şişeye alalım.
    Oda sıcaklığında 5 gün ağzı kapalı şekilde bekletelim. 
    Daha sonra suyu süzelim ve buzdolabına alalım. 
    Gece yatmadan önce cildimize her gün bu suyu sürelim. 




    

Ayvanın Faydaları Nelerdir?

    Kış mevsiminin vazgeçilmezi ayva çok değerli bir meyve olup faydaları saymakla bitmiyor. Bazılarımızın yemekte çok zorlandığı, tadına bir türlü alışamadığı bu meyvenin faydalarını duyduğunuzda mutfağınızdan eksik etmek istemeyeceksiniz.  Ayvanın sadece meyvesi değil çekirdeği, kabuğu ve yaprağı da tam bir  mucizedir diyebiliriz. Hangi hastalıklara iyi geldiği hakkında bilgi sahibi olursak ayva ve diğer meyveleri daha bilinçli tüketebiliriz. Biz bugünkü yazımızda  ayvanın besin değeri, sağlığımız için faydaları, hangi hastalıklara iyi geldiği, çekirdeklerinden nasıl yararlanmamız gerektiği, yaprağının hanga rahatsızlıklarda etkili olduğu konularında siz değerli takipçilerimizle bilgi paylaşımında bulunacağız. 

    Ayvada Bulunan Vitamin ve Mineraller

    Tam bir vitamin ve mineral deposu olan ayva, faydaları saymakla bitmeyen bir kış meyvesidir. Adına türküler yakılmış, atasözlerinde ve deyimlerde yer verilmiş, geçmişten günümüze tıp ilminde kullanılmış ayvanın 100 gramında bulunan vitamin ve mineraller şu şekildedir:
    100 gram ayvada
    Su                            83,8 gr
    Protein                      0,4 gr
    Yağ                             0,1 gr
    Karbonhidrat          15,3 gr
    Kalsiyum                  11,0 mg
    Demir                          0,7 mg
    Fosfor                        17,0 mg 
    Potasyum                 197,0 mg
    Sodyum                        4,0 mg
    A Vitamini                  40,0 mg
    C Vitamini                  15,0 mg

    Tablodan da anlaşılacağı gibi ayva mineral ve vitamin açısından zengin bir meyvedir. Bu da şunu göstermektedir: 100 gram ayva günlük C vitamini ihtiyacımızın yüzde 25'ini, K vitamini ihtiyacımızın yüzde 4'ünü, A vitamini ihtiyacımızım yüzde 1'ini, E vitamini ihtiyacımızın da yüzde 1'ini kendi başına karşılamaktadır. 




     Ayvanın Sağlık Açısından Önemi 

    Ayvanın faydaları saymakla bitmez. Ayvanın sağlığımız için ne denli değerli bir meyve olduğunu unutmadan düzenli tüketmeye özen göstermeliyiz. 
  • Ayva kalp dostudur, kalbi güçlendirir ve kalp krizine karşı kalkan oluşturur. 
  • Antioksidan özelliği yüksek bir meyvedir, kansere karşı etkilidir. 
  • Ağız kokusu giderici özelliği vardır. 
  • Ballı birlikte tüketilmesi bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir. 
  • Mide rahatsızlıklarına karşı etkilidir, ülser tedavisinde tercih edilir, sindirim sisteminin daha düzenli çalışmasını sağlar. 
  • İdrar söktürücü etkisi vardır, kabukları ve çekirdeği kaynatılıp içildiğinde iltihabı söker. 
  • Grip ve soğuk algınlığında öksürük, burun akıntısı ve boğaz ağrısı üzerinde etkilidir. K
  • Kolesterolü dengeleme özelliği vardır. 
  • Hücreleri yenileme özelliği ile ön plana çıkan ayvanın yaşlanmayı geciktirme özelliği bulunmaktadır. 
  • Sterse karşı bire birdir, beyinde meydana gelen yorgunluğu alır. 
  • Unutkanlığa karşı etkili bir meyvedir, hafızayı güçlendirir. 
  • Günlük hayatta ortaya çıkan halsizlik ve yorgunluk karşısında tesirlidir. 
  • Ağız içi yaralar ayva sayesinde iyileşebilir. 
  • Böbrek sağlığına iyi gelir, böbrek ve idrar yolu iltihabına karşı etkilidir. 
  • Karaciğer değerlerini düzenler, damar sertliğini önler. 
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı doğal kalkan rolü üstlenir. 

    Ayva Çekirdeğinin Faydaları 

  • Cilt temizliğinde mucize etki gösterir. 
  • Ayva çekirdeği ile yapılan maske sivilce ve siyah noktalara karşı etkilidir. 
  • Cildin daha parlak görünmesini sağlar. 
  • Sıcak su içinde bekletilen ayva çekirdeği öksürüğü keser.  
  • Ayva çekirdeği ile hazırlanan çay akciğer iltihabına karşı doğal ilaç olarak kullanılır. 
  • Yorgunluk ve halsizliği önler. 



    Ayva Yaprağının Faydaları 

  • Regl ağrılarını kesici etkisi vardır. 
  • Karaciğeri temizler. 
  • Kronik öksürüğe karşı ayva yaprağı çayı etkili olur. 
  • Ses kısıklığını engeller. 
  • Kansızlık tedavisinde doğal yöntem olarak kullanılabilir. 
  • Sakinleştirici etkisi olduğu için strese karşı etkilidir. 
  • Soğuk algınlığında tedavi edicidir. 
  • Göz kuruluğuna karşı etkili bir doğal yöntemdir. 



    Cilt Bakımında Ayva Çekirdeği Mucizesi 

    Cilt problemlerinin başında kuruluk ve leke geliyor. Birçok kadın cildindeki kuruluktan ve renk eşitsizliğinden muzdarip maalesef. Cildinizin daha parlak, temiz ve sağlıklı görünmesini istiyorsanız ayvadan ve özellikle ayva çekirdeğinden yararlanmalısınız. Ayva çekirdeği ile yapılan ve sizinle paylaştığımız maske uygulamalarını düzenli olarak kullandığınızda cildinizdeki mucizevi değişimi kendi gözlerinizle göreceksiniz. 
    Kuru ciltler için ayva çekirdeği maskesi için tıklayınız. 

    Lekeli ciltler için ayva çekirdeği maskesi için tıklayınız

google.com, pub-2984109072868377, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Kuru Ciltler için Ayva Çekirdeği Maskesi

     Kuru cilt, birçok kadının yaşadığı önemli bir cilt problemi olarak karşımıza çıkar. Cildin nem kapasitesinin düşük olması ile ortaya çıkan kuruluk zaman içinde cildin erken yaşlanmasına, kırışıklıkların derinleşmesine ve pul pul dökülme problemine neden olur. 

    Kuru Cilt Nasıl Anlaşılır 

    Kuru cilt, banyo sonrası yaşanan rahatsızlık hissi ile anlaşılan bir cilt problemidir. Yeterince beslenmeyen ve nemlenmeyen cilt zamanla kurur ve pullanma gibi problemlerle kendini göstermeye başlar. Kuru cilt problemi ile birlikte yaşanan en büyük sorun gerginlik hissidir. Nemsiz kalan cilt devamlı gergin ve rahatsızdır. 

    



     Kuru Cilt Belirtileri 

    Cildinizin kuru olup olmadığını evde kendiniz de anlayabilirsiniz. 
    Cildinizin rengi soluksa ve ne kadar dinlenirseniz dinlenin cansız ve donuk bir cilde sahipseniz cildiniz kuru olabilir. 
    Ciltte meydana gelen çatlama, soyulma, yılan derisi görünümü de kuruluk belirtisi olarak karşımıza çıkar. 
    Esneklik kaybı cildin kuru olduğunun işaretidir. 
    Ciltte meydana gelen pürüzler ve tahrişler de kuruluk probleminin varlığını gösterir. 
    İlerlemiş cilt kuruluğu problemi ise egzama türü hastalıkları beraberinde getirir. 

    Cilt Kuruluğu Nasıl Tedavi Edilir 

    Yoğun kuruluk problemi yukarıda da belirttiğimiz gibi ciltte erken yaşlanma problemini beraberinde getirir. Elastikiyetini kaybeden cilt zamanla kırışmaya ve daha yaşlı görünmeye başlar. Bu problemi ortadan kaldırmak düzenli cilt bakımı yapmakla mümkündür. Kuru cilt bakımı için uzman bir dermatolog tarafından önerilen ürünleri kullanmak doğru olacaktır. Cildin temizliğinden nemlendirilmesine kadar her aşamada cilt türüne uygun ürünler kullanarak bu problemi ortadan kaldırmak ya da en azından etkilerini minimum düzeye indirmek mümkün olmaktadır. 

   Bunun dışında doğal yollarla yapacağınız maskelerle de cildinizin nem dengesini ayarlayabilir, nem kaybına karşı önlem alabilirsiniz. 

    Cildiniz kuru ve cansız görünüyorsa ayva çekirdeği maskesi ile bu problemi ortadan kaldırmanız mümkün. Kış mevsiminde bol bol tüketmemiz gereken ayvanın cilt problemleri üzerinde de etkisi yüksektir. Özellikle kuru ve lekeli cilt problemi ile baş etmenin en kolay yolu mevsiminde yapacağınız ayva çekirdeği maskesi olacaktır. 

    Ayva Çekirdeği Maskesi 

  • 10 adet ayva çekirdeği 
  • 1 yemek kaşığı avokado 
    Ayva çekirdeklerini yarım çay bardağı temiz su içine alalım. Bir gece boyunca çekirdekleri bu suda bekletelim. 
    Ertesi gün ayva çekirdeği bulunan suyun içine 1 yemek kaşığı avokado ekleyelim, iyice karıştırıp püre haline getirelim. 
    Elde ettiğimiz karışımı cildimize ve ellerimize sürüp masaj yaparak yedirelim. 
    Yarım saat kadar cildimizde bekletelim ve daha sonra cildimizi temizleyelim. 
    Düzenli aralıklarla bu maskeyi yapmaya devam edelim. 
    

                                    









21 Aralık 2023 Perşembe

Evde Beslemek için En Uygun Köpek Türleri

    Evinize bir köpek almaya karar verdiyseniz ve hangi türü sahiplenmek istediğinizden emin değilseniz bu yazımızı baştan sona dikkatli bir şekilde okumalısınız. 
     Bir köpek almaya karar vermek gerçekten önemli bir karardır ve üzerinde uzunca bir zaman düşünülmesi gerekir. Eğer her açıdan kendinizi evde yeni bir canlı ile yaşamaya hazır hissediyorsanız ve evcil hayvanınızın tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceğinizden eminseniz artık “hangi tür” sorusunun cevabını bulmanın zamanı gelmiş demektir. 
Köpek Seçerken Bunlara Dikkat Edin 
     Köpek seçimi sanıldığı kadar kolay değildir. Ev köpeği denildiğinde boyut son derece önemlidir. Bu nedenle evinizde sizinle birlikte yaşacak köpek türünü belirlerken boyutuna doğru karar vermelisiniz. Ailenin yeni üyesi olacak yavrunun evin boyutu ile uyumlu olması gerekir. Küçük bir eviniz varsa büyük bir köpek almanız doğru bir tercih olmayacaktır. 
     Bazı köpek ırkları aşırı aktiftir. Bu nedenle egzersiz ihtiyacı diğer ırklara göre daha fazladır. Bu tür bir arkadaş almadan önce iyi düşünmenizi tavsiye ederiz. Çünkü zamanla köpeğin egzersiz ihtiyacı artacaktır. Bu tarz köpekler bahçeli ev için uygun tercih olacaktır. Küçük bir evde yaşıyorsanız tercihinizi egzersiz ihtiyacı az olan türlerden yana kullanmalısınız. 
     Genç köpek ya da yetişkin köpek veya yavru köpek mi istiyorsunuz? Eğer tercihiniz yavru köpek ise minik afacanı eğitmek için daha fazla efor sarf edeceğinizi unutmayın. “Yavru köpek aşaması” tuvalet eğitimi, komut eğitimi, mama eğitimi, sosyalleşme gibi bir dizi eğitimi barındıran bir süreçtir. Şayet yavru köpek almayı düşünüyorsanız ev hayatına uyumdan temel görgü kurallarına kadar pek çok şeyi bu aşamada öğretmeniz gerektiğini unutmayın. Köpek sahiplenirken yaşlı köpeklerin bir dizi sağlık sorunu ile baş etmek zorunda olduğunu bilmeniz gerekir. Elbette kimsenin yaşam süresini bilmemiz mümkün değil. Ancak yaşlı bir köpeği sağlık sorunlarından dolayı kısa sürede kaybetme olasılığınız olduğunu bilmenizde fayda olduğunu belirtelim. 
 Köpek Bakım Maliyeti 
    Şehir hayatının yalnızlaştırdığı insanlar çareyi köpek, kedi, kuş gibi ev arkadaşlarında buluyor. Son yıllarda pet dünyasına artan ilginin en önemli nedenlerinden biri de budur. Peki, evinizde köpek beslemek isterken bunun belirli bir maliyeti olduğunu düşündünüz mü? Köpek bakımı sanıldığı kadar kolay değildir. Belirli masraf kalemleri vardır ve bunun size belirli bir maliyeti olacaktır. Bu masraf kelemlerini şöyle sıralamak mümkündür: veteriner takibi, aşılama, parazit kontrolü, diş bakımı, kısırlaştırma gibi temel ihtiyaçlar dışında aniden gelişen sağlık sorunları nedeniyle ortaya çıkan veteriner masrafları da unutulmamalıdır. 
     Köpeklerin en önemli masraf kalemlerinden biri de beslenmesidir. Ev köpekleri kendileri için özel olarak üretilmiş mama ile beslenirler. Bunun dışında sahibi olarak sizin can yoldaşınız için hazırlamanız gereken farklı yiyecek türleri de olacaktır. Köpeklerin tüy bakımı düzenli yapılmazsa bu sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle köpek almayı düşünenler köpeklerin düzenli aralıklarla kuaför bakımından geçtiğini, saçlarının düzenli aralıklarla kesildiğini aklından çıkarmamalıdır.
Hangi Köpek Türlerini Tercih Edebilirsiniz 
Labrador 
    Dünyanın en çok tercih edilen köpek ırkları arasından yer alan Labrador ırkı zeki ve sadık olması ile ünlüdür. Ev hayatına uyumludur, eğitimi kolaydır ve çocuklarla iyi anlaşır. Sözün kısası çok iyi aile köpeğidir. 
Sibirya Kurdu Nam-ı Diğer Husky 
    En güzel köpek türleri arasında yer alan Husky’ler, zeki olmasıyla bilinir. Enerjiktirler ve kalın kürkleri vardır. Soğuk iklim köpeği olarak nam samlaştır. İyi bir kızak köpeğidir. 

Shih Tzu 
     Arkadaş canlısı mizacıyla kusursuz bir aile köpeği olacaktır. Eğitime açık olmasına rağmen eğitilmesi biraz zaman alabilir. Birlikte büyüdüğü çocuklarla iyi anlaşır. 
Terrier Maltese 
     Minik, sevimli ve tatlı bir köpek türü olarak dikkat çeker. Genellikle beyaz renk kürke sahip olan Maltese’lar güzel gözleri ile tüm zamanların en şirin köpeği olarak kabul edilir. 
Chihuahua 
    Halk arasında Şivava olarak bilinen Chihuhau, minik köpek türlerindendir. Elma ya da geyik kafa olarak da tanımlanır. Teacup boy ölçülü olanları ile zamanın nasıl geçtiğini anlamanız mümkün değildir.
Pomeranian Boo 
    Ayı surat lakaplı Pomeranian Boo cinsi köpekler, küçük ve sevimli süs köpeği kategorisinin en popüler olanıdır. Çocuklu ailelerin Pom bebişlerle dikkatli bir yaşam sürmesi gerekecektir çünkü bu köpekler çok miniktir.
 

Maltipoo 
    Melez bir ırk olan Maltipoo köpek türü çoğunlukla Poodle ve Maltese karması olarak karşımıza çıkar. Her iki ırkın özelliklerini bünyesinde barındıran mükemmel bir aile köpeğidir. Aşırı sevimli ve tatlıdır. 
Poodle 
    Zeka seviyesi en yüksek köpek türleri arasında belki de ilk sırada yer alan Poodle, kıvırcık ve antialerjik tüy yapısı ile dikkat çeker. Oyuncak köpek olarak da adlandırılan Poodle hem çok sevimli hem de kokoş bir köpektir. 

Golden Retriever 
    Baby face yani bebek surat olarak nam salmış Golden Retriever, dost canlısı, ailesine sadık bir köpektir. Sakin ve uyumlu mizacıyla tüm zamanların en çok tercih edilen ev köpeği olmayı başarmıştır.

Jack Russel 
    Çoğunlukla iki renk olan Jack Russel maskeli surat yapısıyla bilinir. Ne çok büyük ne de çok küçüktür. Oldukça tatlı, oyuncu ve neşeli bir türdür. 

Yorkshire Terrier 
    Yorki olarak da tanınan ve popülaritesi gün geçtikçe artan Yorkshire Terrier, sakallı, uzun kaşlı ve yoğun tüylü bir köpektir. Üç renk olanları makbuldür. Küçük köpek ırkları arasında evde bakım için uygundur.

Not: Görseller google'dan alınmıştır. 

9 Eylül 2020 Çarşamba

Neden Ambalajlı Süt?



Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı.

Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden.
Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi?
Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim bu konudaki şüphelerimi haklı çıkardı.


Öncelikle en şaşırdığım nokta şuydu; açık süt aldığımızda evde kaynatırken besin değerinde ve vitaminlerinde ciddi kayba neden oluyoruz. Zaten çocuklar ve yaşlılar sütü özellikle besin değeri için tüketiyor. Onu  da neden kaybedelim ki?  Ayrıca ambalajlı UHT ve pastörize sütler kontrollü bir şekilde ısıl işlemden geçtiği için besin değerini korurken, insan sağlığına zararlı mikrop ve bakterilerden arındırılıyor. Ama açık sütler denetlenmediği için bu sağlık riski hep var. Çok ürkütücü!

Bir de “ısıl işlem” kulağıma biraz garip gelmişti ki onu da araştırdım. Isıl işlem dediğimiz şey zaten tüm dünyada insan sağlığına zarar verme potansiyeli yüksek mikroorganizmaların sütten uzaklaştırılması amacıyla uygulanan bir teknolojik yöntem. Bu yöntem esnasında sütlere katkı maddesi de eklenmiyor. Ayrıca Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği diye bir tebliğ var ve sütler bu tebliğe uygun olarak ısıl işlemden geçiriliyor. Tabii bir de işin teknolojik boyutu var. Isıl işlem olarak kullanılan pastörizasyon ve UHT teknolojileri, tüm dünyada kullanılan, sağlık otoriteleri tarafından da kabul edilmiş en ileri teknolojiler. Teknolojiye güvenmenin ve kendi faydamıza kullanmanın güzel bir örneği yani süt meselesi.

Ben bu nedenlerle ambalajlı sütleri tercih ediyorum anlayacağınız. Zaten açık süte en başında soru işaretiyle yaklaşırken, şimdi bu araştırmalarımla tamamen uzaklaştım, ambalajlı pastörize ve UHT sütlere güvendim. Eğer hala soru işaretleriniz varsa lütfen konuyu burada bırakmayın ve siz de biraz araştırın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Mart 2020 Çarşamba

Kâmûs-ı Türkî İfâde-i Merâm Osmanlıca Metin -Transkripsiyon



 İfÀde-i MerÀm
Lugat kitÀbı bir lisÀnıñ òızÀnesi óüúmündedir. LisÀn kelimelerden mürekkebdir, ki bu kelimeler daòi, her lisÀnıñ kendine maòÿ bir ùaúım kavÀèide tevfìkan, tarìf ve terkìb idilerek, insanıñ ifÀde-i merÀm itmesine yararlar. İmdi lisÀnıñ ser-mÀyesi kelimelerle kavÀèid-i arfiyye ve naóviyyesinden èibÀretdir.
DünyÀda hiçbir Àdem taavvur olunamaz, ki lisÀnınıñ kÀffe-i lügÀtını bilsin, veya cümlesini óıfôında ùutabilsin; ve pek az ademler vardır, ki lisÀnlarını tamÀmıyle kÀèideye tevfiúan söyleyebilsinler. Bu óÀl ise her lisÀnıñ cÀmiè olduàı kelimÀtdan mürÿr-ı zemÀnla birùaúımını bÀdiye-i nisyÀnda bıraúup àaéib itmesini, ve úavÀèid-i maòåÿåasına muàayyer ÿretde söylenerek, feÀóatden maórÿm úalmasını, veél-óÀıl geñiş ve faìh iken, ùar ve àalaù bir lisÀn olmasını müntic olur.
LisÀnları bu inóiùÀùdan viúÀye idecek ancaú edebiyÀtdır; edebiyÀtıñ yaèni üdebÀnıñ bu bÀbda idecekleri òidmetin ilk òaùvesi ise lisÀnıñ mükemmeliyyetini teşkìl iden kelimelerini ve feÀóatini mÿcib olan úavÀèidini óüsn-i muóÀfaôa itmekden èibÀretdir. Bu iki şıúúıñ birincisi lisÀnıñ kÀffe-i lüàÀtını óÀvì mükemmel bir úÀmÿs, ve ikincisi úavÀèid-i arfiyye ve naóviyyesini cÀmiè muntaôam bir arf u naóiv kitÀbı vücÿda getirmekle óÀıl ve mümkin olabilir. 
Bunuñ içündir ki taórìrì ve edebì óÀline geçirilmesi merÀm olunan her bir lisÀnıñ eñ evvel kelimeleri cemè ile bir luàat, ve úavÀèidi øabù ile bir arf u naóiv kitÀbları tedvìn idilmek eskiden beri bir úanÿn-ı èumÿmì óükmüne geçüp, óatta bugün kürre-i arøıñ eñ mehcÿr ùaraflarında sÀkin eñ vaóşì aúvÀmıñ bile söyledikleri lisÀnları ögrenmek isteyen Avrupalılar ol lisÀnlarıñ luàat ve arf u naóiv kitÀplarını øabù ve taórìr itmekden işe girişirler.
LuàÀti ve kavÀèidi maøbÿù olmayan lisÀnıñ hiçbir vaúit elsine-i edebiyyeden èadd olunmaú iddièÀsına alaóiyyeti olamaz; zìra bu iki kitÀb edebiyÀtıñ esÀsıdır. BinÀ-yı edebiyÀt ancaú bunlarıñ üzerine teésìs olunabilir. LisÀnıñ tedennìsine úarşı bir sedd yerini ùutacaú daòi ancaú bu iki kitÀbdır. Mükemmel bir úÀmÿsı olmayan lisÀn åervet-i ùabìèiyyesi dimek olan luàaùlerini günden güne àÀéib iderek, kendi ser-mÀyesiyle bir şey ifÀde idemeyecek derecede ùar olur; ve munùazam bir arf u naóiv kitÀbı olmayan lisÀn ùoàrı söylenmegi teémìn idemeyüp, gitdikce daha yañlış söylenir, ve nihÀyet büsbütün àalat bir lisÀn óÀlini alır.
BinÀéen-èaleyh, lisÀnını faìó ve geñiş bir lisÀn-ı edebì óÀlinde muóÀfaôa, veya bu óÀle taóvìl ve ircÀè itmek isteyen bir úavm lisÀnınıñ mükemmel bir úÀmÿsunı ve muntaôam bir kavÀèidi-i arfiyye ve naóviyye kitÀbını idinmege saèy ve àayret itmek iútiøÀ ider.
Bu óaúìúat cümlece müsellem, ve kaffe-i aúvÀm-ı mütemeddineniñ bu noúùadan başladıúları maèlÿm oldıàı óÀlde, biz ki, biñ seneden beri taórìrì ve edebì bir lisÀna malikiz, bu úadar müddet ôarfında lisÀnımızıñ ne kelimÀtını cemè idüp mükemmel bir úÀmÿs, ne de úavÀèidini bi-óaúúın øabù idüp munùaôam bir arf u naóiv kitÀbı vücÿda getirmişizdir. Bu ihmÀl ve úuÿrumuzuñ netìcesi olaraú, óadd-i õÀtında òaylì geñiş ve zengìn olan Türkcemiz ekåer kelimelerini àÀéib idüb, èArabì ve FÀrsìye èarø-ı iftiúÀr itmedikce, bir şey ifÀde idemiyecek derecede tar, ve kelimeleriniñ al u iştiúÀúı belli olmayacaú ÿretde èavÀmıñ telaffuôuna tabiè àalaù bir liÀn óÀlini almışdır.
Maèlÿmdır ki: Türkce Asya’nıñ bütün úısm-ı şimÀlisinde tekellüm olunan elsine-i Tÿraniyye zümresinden olup, el-Àn oralarda pek vÀsièyerlerde söylenmekde oldıàı óÀlde, bir şuèbesi de àarba toàrı ilerileyerek, Avrupa ile Asya’nıñ birbirine úarşı uzatdıkları iki büyük ve güzel şibh-i cezìrede yaènì Anatolı ile Rum ilinde tekellüm olunmaúdadır.
İşte, Çaàatayca ism-i saúìmine muúÀbil, èOåmÀnlıca nÀmıyla şöhret bulan, ve áarb Türkcesi nÀmıyla Şarú Türkcesinden tefrìki daha münÀsib olan lisÀnımız Türkceniñ bu şuèbesidir, ki söylendigi yerleriñ, Asya-yı vüstÀ ve şimÀlìye nisbeten, teraúúi ve temeddüne olan istièdÀd-ı mevúièi ve ùabìèìsi sÀéikasıyla, şìve-i telaffuô ve ifÀde cihetince pek çok ôarÀfet ve leùÀfet peydÀ itmiş ise de, èArabì ve FÀrsìden ve Rumca ve İtalyanca gibi elsine-i ecnebiyyeden aòõ ve istièÀre itdigi kelimÀt ve taèbìrÀta úarşı, kendi kelimÀtıñdan bir çoàunı terk ve fevt itmiş, ve bu lisÀnlarıñ şìvesine tebaèiyyetle, şìve-i aliyye-i Türkiyyesinden bir dereceye úadar ayrılmışdır. Maèa-hÀõÀ, Şarú Türkcesiyle áarb Türkcesi arasındaki farú, ôann olundıàı gibi, İtalyanca ile Latince veya İspanyolca ile Fransızca arasındaki farú úadar, yaènì bu iki Türkceden her birini digerinden büsbütün ayrı ve kendi başına bir lisÀn èadd itdirecek derecede olmayup, bu farú ancaú şimÀlì ile cenÿbì Almanca veya Tosúana İtalyancasıyla Napolitan İtalyancası yÀòÿd Mısır èArabcasıyla Maàrib èArabcası arasındaki farú derecesindedir. Ve Şarú Türkcesiyle áarb Türcesi bir tek lisÀndır, ikisi de Türkcedir.
Óaúìúat óÀl bu merkezde iken, mebde-i iftirÀú olan zemandan yaènì yedi sekiz úarndan beri Türkcenin bu iki şuèbesini söyleyenler beyninde her bir irtibÀù ve iòtilÀù kesilüp, ùarafeyn  udebÀsınıñ daòi, teúarrüb ve ittióÀda bedel, tebÀèüd ve tebÀyüne çalışmaları, ve imlÀ ve ÿret-i taórìr ve ifÀdede her iki ùarafıñ büsbütün ayrı birer ùarìk ve usÿl ittiòÀz idüp, birbirinden bì-òaber bulunmaları, veél-óÀıl, sekiz yüz senelik ihmÀl ve tesÀmüó ve cehÀlet lisÀnımızıñ bu iki şuèbesini vehleten birbirinden ayrı iki lisÀn ÿretinde göstermege sebeb olmışdır. Ancaú bu şuèbeleriñ ikisi de bióaúúın tedúìú ve taèmìú olunup, iètibÀrì ve àayr-ı ùabìèì olan imlÀ farúı daòi ber-ùaraf idilince, ikisiniñ bir lisÀn oldıàı teôÀhür ider.
Bu iki şuèbeniñ, mebde-i iftirÀúlarından beri, òÀnàisi ziyÀde tebeddül ve taàayyür itmiş, ve òÀnàisi óÀl-i aliyyesinde úalmışdır? Burası tedúìú olunduúda, èayÀn görilür, ki Şarú Türkcesi hemÀn eski óÀlinde åebÀt ve devÀm itmiş; ve bizim áarb Türkcemiz ise úarndan úarna külli tebeddülÀta uàrayup, nihÀyet şimdiki óÀli kesb itmişdir.
İmdi, ırf bizim ùarafa èÀéid olan bu tebeddüle teraúúì mi yoúsa tedennì mi diyecegiz? İşte aıl meséele bundadır. Bu suéale virilecek cevÀb ise ne ırf müåbet ve ne de ırf  menfìdir. Bu tebeddülde lisÀnımız min cihetin teraúúì ve min cihetin tedennì itmişdir. Gerek telaffuôda ve gerek ÿret-i ifÀdede kesb itdigi ôerÀfet ve èArabì ve FÀrsì ile elsine-i sÀéireden aldıàı óesÀbsız kelimelerle úazandıàı vüsèat şübhesiz bir teraúúìdir; lakin elsine-i TÿrÀniyyeniñ úÀèide-i èumÿmìyye-i esÀsiyyesi olan Àhenge tebaèiyyeti bir dereceye úadar àÀéib idüp, bu Àhenge ala uymaz kelimeler ve taèbìrler peydÀ itmesi, ve òÀlis Türkce olan biñlerce kelimeleri köşe-i nisyÀnda buraúup elsine-i sÀéireye èarø-ı iftiúÀrla, èÀdetÀ bir elsine dürlüsi óÀline geçmesi de elbette bir tedennìdir.
ÒulÀaten diyebiliriz ki: Şarú Türkcesi telaffuôca ve ÿret-i ifÀdece biraz daha úaba, ve bizim áarb Türkcemiz ise çoú daha ôarìfdir; lakin úÀèideten ve esÀsen Şarú Türkcesi ùoàrı, ve bizimki ise àalaùdır. èArabì ve FÀrsì ile elsine-i ecnebiyyeden aldıàı kelimÀt ve ıùılÀóÀt sayesinde bizim áarb Türkcemiz daha vÀsiè ise de, ırf Türkce kelimÀt ve taèbìrÀta gelince, Çaàatayca bizimkinden çoú daha zengìndir.
Türkceniñ bu iki büyük şuèbesini iyice tedúìú ve muúÀyese itdigimizde, şu haúìúÀtlere vÀúıf oluruz: EvvelÀ, ikisiniñ de úavÀèid-i arfiyye ve naóviyyeleri esÀsen bir ve müşterek olup, beyinlerindeki farú bunlarıñ ayrı ayrı iki lisÀn èadd olunmasını mÿcib olacaú derecede degildir; biél-èakis bir lisÀn olduúlarını iåbÀt içün eñ büyük delìl işbu úavÀèid-i arfiyye ve naóviyye ittióÀdıdır.
æÀniyen, imlÀ ve telaffuôca olan farú ber-ùaraf idildikde, her ikisiniñ óÀvì olduúları kelimeleriñ åülüåÀnından ziyÀdesi ikisi beyninde müşterekdir, ki bu da bir lisÀn olduúlarını gösterir.
æÀliåen, Çaàataycada òÀli Türkce olaraú birçoú kelimeler buluyoruz, ki bu gün İstanbul’da müstaèmel degil ise de, cümlesi mechÿl daòi olmayup, bir ùÀúımı düne gelinceye úadar úullanılıyordı; ve eski şuèara ve udebÀmızıñ ÀåÀrında bulunmaàla, lisÀn-ı edebìmize dÀòildir; birùÀúımı da Anatolı’da el-yevm müstaèmel olup, yalñız bir mikdÀrları èOåmÀnlılar ùarafından hìç úullanılmıyaraú, Çaàataycaya maòÿ úalmışdır. Bunlardan da baèøılarınıñ bizim Türkcede müterÀdifleri oldıàı óÀlde, baèøılarınıñ muúabilleri olmayup, biz onlarıñ yerine èArabìden, FÀrsìden veya elsine-i ecnebiyyeden müsteèÀr kelimeler úullanıyoruz. Bunlarıñ ise yabÀncılıàı ve Çaàataycadakileriñ Türkceliài müsellem oldıàından, bunlara Çaàatayca nÀmını virmek òaùÀdır; bunlar òÀli ve Àfì Türkce kelimelerdir, ki bizce ihmÀl olunup, unuduldıàı óÀlde, şarúdaki hem-cinslerimiz ùarafından, yaènì Türkceniñ beşiài ve maóall-i alìsi olan Türkistan’da, óıfô olunmışdır. Bunlarıñ bizce daòi mevúiè-i istièmÀle úonılaraú, ióyÀsıyla, lisÀnımızıñ bir úÀt daha kesb-i vüsèat ve istiànÀ itmesi her Àóib-i óamiyyetiñ Àrzÿ idecegi bir işdir.
RÀbièan, bizim áarb Türkcemizde şarúdaki hem-cinslerimizin añlamadıúları bir çoú kelimeler mevcÿddır, ki bunlarıñ ekåeri elsine-i ecnebiyyeden müsteèÀrdır, ve baèøıları tekellümde müstaèmel luàÀt-ı müvellededendir.
LisÀnımızıñ bu vechle teşettüt ve teferrüúüne sebeb olan óÀl ise, yuúarıda didigimiz gibi, mükemmel ve kÀffe-i luàÀtını cÀmiè bir úÀmÿsı ve maøbÿt bir arf u naóvi olmamasıdır.
Eñ àarìbi şurası ki: ÓÀvì olduúları kelimeleriñ yüzde sekseni alÀ lisÀnımızda úullanılmayan ve úullanılmasına da iótiyÀc olmayan luàat kitÀblarına «luàÀt-ı èOåmÀniyye» nÀmı virilmişdir, de ırf Türkce kelimeleriñ øabù ve tefsìri «maèlÿm-ı ièlÀm» úabìlinden èadd idilerek, lüzÿmsuz ve fÀéidesiz èadd olunmışdır. Bu fikirde bulunanlara úarşı dinilebilir ki: Her úavm kendi lisÀnınıñ luàÀtlerini øabù ve tefsìre muótÀc olmaya idi, ırf èArabìden èArabìye müfessir úÀmÿslar, ıóÀólar, luèÀblar, lisÀnüél-èArablar, muóìùüél-muóìùler; FÀrsìden FÀrsìye BurhÀnlar, Ferhengler; Fransızcadan Faransızcaya Beşereller, Laruslar, Litreler vücÿda gelmezdi. Her lisÀnıñ eñ mükemmel ve eñ mufaṣṣal luàat kitÀbı yine o lisÀnda ve o lisÀnla mütekellim olanlar ùarafından øabù ve tedvìn olundıàı óÀlde, biz neden, bütün èÀlemden müsteåna olaraú, lisÀnımızıñ bir luàat kitÀbı iótiyÀcından müstaànì olalım?
Lakin, memleketimizde, èulÿm ve maèÀrif teraúúì ve teèemmüm itdikce, èÀúıbet bu óaúìúat daòi añlaşılup, lisÀnımızıñ mükemmel bir úÀmÿsuna olan iótiyÀcımız maèÀrifden bióaúúın behre-dÀr olan evlÀd-ı vaùan ùarafından Àrzÿ olunmaàa başladı. Bir lisÀnıñ úÀmÿsı o lisÀnda müstaèmel kÀffe-i luàÀtı cÀmiè ve o lisÀnda úullanılmayan kelimelerden èÀrì olmaú şarùdır. Bu óÀlde, lisÀnımızda müstaèmel ve àayr-ı müstaèmel olan kelimÀt-ı èArabiyye ve FÀrsiyyeyi cÀmiè olup da aıl Türkce kelimelerden èÀrì luàat kitÀbları lisÀnımızıñ mÀlı olmadıàı gibi, ırf Türkce kelimeleri óÀvì olup da bizce müstaèmel kelimÀt-ı èArabiyye ve FÀrsiyyeyi ve ıùılÀóÀt-ı mütenevvièeyi cÀmiè olmayan kitÀblara da lisÀnımızıñ mükemmel úÀmÿsı naôarıyla baúılamaz. «EfrÀdı cÀmiè, aàyÀrı mÀniè» taèrìf, her òuÿda oldıàı gibi, bu bÀbda daòi düstÿrüél-èamel olmaú iútiøÀ ider. LisÀnımız içün tertìb olunacaú úÀmÿs bu lisÀnda müstaèmel gerek Türkiyyüél-al ve gerek elsine-i sÀéireden meéòÿõ kelimÀt ve ıùılÀóÀtıñ cümlesini cÀmiè, ve lisÀnımızda müstaèmel olmayan kelimelerden èÀrì olmalıdır.
Böyle mükemmel bir úÀmÿsa olan iótiyÀcımız bu günki günde cümlece müsellem, ve şimdiye úadar lisÀnımızıñ böyle bir kitÀbdan maórÿmiyyeti ne derecelerde bÀdì-i teéessüf oldıàı maèlÿmdır. Ancaú bunuñ lüzÿmı ne úadar büyük ise, cemè ve tertìbi de o úadar müşkil ve pek zaómetli bir saèy u iúdÀma muótÀcdır.
èÖmrümüñ on iki senelik bir úısmını øabù ve istihlÀk iden «ÚÀmÿsuél-èÁlÀm» ıñ òitÀmında, lisÀnımızıñ mükemmel bir úÀmÿsunı tertìbe saèy itmekligimi òÀhiş-girÀn-ı maèÀrifden birçoú õevÀt-ı kirÀm şifÀhen ve taórìren iòùÀr itmişlerdir. Her ne úadar «ÚÀmÿsuél-èÁlÀm»a peyrev olmak üzere, kitÀb-ı meõkÿruñ òitÀmından evvel «ÚÀmÿs-ı èArabì»ye bedé ve mübÀşeret itmiş idisem de, mükemmel bir «ÚÀmÿs-ı Türkì»ye olan iótiyÀcımız «ÚÀmÿs-ı èArabì»ye olan iótiyÀcımızdan aúdem ve daha èumÿmì oldıàundan, «ÚÀmÿs-ı èArabì»ye devÀm itmekle ber-À-ber, bunuñ dahi tertìbi óaúúındaki ibrÀmÀt-ı vÀúıèaya icÀbet itmegi veôÀéif-i óamiyyetden èadd itdim.
ÔÀten böyle bir «ÚÀmÿs-ı Türkì» niñ taórìri eskiden beri menvì-i øÀmìrim oldıàı óÀlde, tertìbinde taavvur itdigim müşkilÀt cüréetime bir sedd-i mümÀnaèat çekmişidi. Fikr-i èÀcizÀneme göre, bir ÚÀmÿs-ı Türkì, mükemmel olabilmek içün, Türkiyyéül-èÀl olan kelimeleriñ kÀffesini cÀmiè olmaú iútiøÀ ider: ÓÀlbuki lisÀnımızıñ kelimelerini cemè ve øabù òuÿunda şimdiye úadar pek az himmet olunmuş; ve her úavm ve ümmetde luàaviyyÿnuñ esÀmì ve terÀcimi mücelledÀt teşkìl itdigi óÀlde, bizde bu èilimle tevaààul itmegi kimse düşünmeyüp, lisÀnımızıñ kelimÀtı hemÀn àayr-i maøbÿù bir óÀlde úalmış oldıàundan, böyle bir eåeriñ mükemmelliyyeti mümkin olabilmek içün, Türkcede muòarrer kÀffe-i ÀåÀrıñ tetebbuèıyla iktifÀ olunmayup, bu lisÀnıñ söylendigi memÀligin cümlesine ùÿl-ı müddet seyÀóat, ve lisÀnlarını iyi bilen unÿf-ı muòtelife-i ahÀlì ile oóbet idilerek, eñ nÀdirlerine varıncaya úadar kÀffe-i luàÀt øabù ve úayd olunmaú iútiøÀ ider. Bu ise bir Àdemiñ bütün èömrini buña óar itmesine mütevaúúıf oldıàı óÀlde, yine vehle-i ÿlÀda pek o úadar mükemmel olamayup, birbirini taèúìb idecek luàaviyyÿnuñ tetÀbuè-ı mesÀèì ve himemÀtiyle ve mürÿr-ı zemÀnla tekemmül idebilir.
Bu mülÀóaôÀ bir ÚÀmÿs-ı Türkìniñ tertìbine teşebbüå óuÿunda niyetime öteden beri bir sedd-i mümÀnaèat olmaúda iken, bu defèa ibrÀmÀt-ı vÀúıèaya úarşı ùuramayup, «mÀ-lÀ-yudrek kulluhÿ lÀ-yutrek kulluhÿ» kelÀm-ı óikmet Àmìzine tebaèiyyetle «kem terekeél evvelü liél Àòiri» feóvÀsınca, bundan oñra lisÀnımızda èilm-i luàatle iştiàÀl idecek udebÀ-yı istiúbÀl ùarafından úuÿr ve neúÀìi ikmÀl olunmaú ümìdiyle, mümkin mertebede ve elden geldigi úadar mükemmel olmaú üzere, müstaèinen bi-avnihi teèÀlÀ, işbu « ÚÀmÿs-ı Türkì » niñ tertìbine mübÀşeret itdim.
Bizce ihmÀl ve ferÀmÿş idilüp, Şarú Türkcesinde müstaèmel bulunan òÀli Türkce kelimeleriñ ve èaleél-òuÿ bunlardan lüzÿmlı ve degerli olanlarınıñ derci, ve bu vecihle bunlarıñ bizim Türkceye daòi úabÿliyle ióyÀ ve taèmìmleri òuÿuna òidmet itmek aòaṣṣ-ı ÀmÀlim iken, mücerred úavmiyyet ve cinsiyyet muóabbetini taúdìr ve iltizÀmla bunları èArabì ve FÀrsì taèbìrÀt-ı tumturak-kÀr-Àneye tercìó idecek õevÀtıñ henüz nedreti ve ekåeriyyetiñ bu fikre muòÀlif bulunması úısmen bu òidmetden kendimi maórÿm bıraúmaàa beni mecbÿr itmişdir.
Maèa-hÀõÀ, bu úÀmÿsuñ Türkiyyüél-al kelimÀtıñ meénÿs ve udebÀ-yı óÀøıra ve sÀlife ùarafından müstaèmel olanlarılarıyla, kendileri metrÿk olduúları óÀlde, müştaúları müstaèmel bulunan kelimÀt-ı esÀsiyyeyi ve ióyÀsı elzem olan baèżı metrÿkÀtı  ve lisÀnımızda müstaèmel luàÀt ve ıùılÀóÀt-ı èArabìyye ve FÀrsìyye ve ecnebiyyeniñ kÀffesini cÀmiè olmasına elden geldigi úadar saèy ve àayret olunaraú, ekåer-i luàÀtıñ ne gibi taèbìrÀtda úullanıldıàı, ve istièmÀlleriniñ lüzÿm veya èadem-i lüzÿmı daòi şeró idilmiş; ve her luàatıñ maèÀnì-i muòtelifesi işÀrÀt-ı maòÿa ile ayrılup, icÀbında miåÀllerle daòi ìøÀó olunmuşdır.
LisÀnımızıñ cümle-i müşkilÀtından biri daòi èArabìden meéòÿõ kelimÀtıñ dÀéimÀ luàat-ı èArabdaki maèÀnìyi òıfô itmeyüp, ekåeriyyen farúlı bulunmalarıdır. èArabìde deveye, çöle ve çadıra müteèalliú muòtelif maèÀnìsinden arf-ı naôar olunup da, maèÀnì-i aliyye-i èArabiyyesinden yalñız bizce lÀzım olan bir veya ikisini muóÀfaôa idenlere diyecek yoàısa da, kelimÀt-ı èArabiyyenin bir ùaúımı lisÀnımızda èArabiyyede ala óÀéiz olmadıúları bir maènÀ ile úullanılıyor, veyÀòud èArabìde hìç mesmÿèolmayan bir bÀbdan tarìf olunuyor. MeåelÀ «iósÀs, iótisÀs, istimzÀc, müdrir» gibi kelimeler bu úabìldendir. İmdi lafôen veya maènen èArabì olmayan ve hìç bir úamÿs-ı èArabìde bulunmayan bu kelimelere «kelimÀt-ı èArabiyye» nÀmını virebilecek miyiz? Baèøı õevÀt böylelerine « luàÀt-ı müvellede » nÀmını virmek istiyorlar: Lakin maèlÿmdır, ki luàat-ı müvellede mensÿb bulundıàı lisÀnla mütekellim olan òalú beyninde tevellüd ve taóaṣṣül idene dinir: Yoúsa o lisÀnıñ yabancıları ùarafından ìcÀd olunanlarına «àalaù» dan başúa hìç bir ıfat yaúışamaz. Biz Türkce luàÀt-ı müvellede teşkìl idebiliriz; lakin luàÀt-ı èArabiyye tevlìdine hiç bir óaú ve alÀóiyyetimiz yoúdır. BinÀen-èaleyh, fikr-i èÀcìzÀneme úalırsa, bu gibi luàatleriñ beyneél-èavÀm müstaèmel olanlarına àalaù ùarìúiyle èArabìden meéòÿõ luàÀt-ı Türkiyye naôarıyla bakmalıyız; mücerred lisÀn-ı fennì ve edebìye münóaır bulunanlarını ise taóìó veya tebdìl idüp, àalaù úullanmamalıyız. Bunuñ içün, bu úÀmÿsda bu gibileriñ õikr ve tefsìri ırasında o vecihle ìøÀóÀt virilüp, taóìó ve tebdìlleri ÿreti daòi iòùÀr olunmuşdır.
ErbÀbınıñ maèlÿmıdır ki bu úabìlden kitÀblarda mündericÀtıñ keåret ve vüsèati kÀfì olmayup, óüsn-i tertìb ve uÿl-ı mütteòaõõeniñ daòi ehemmiyyeti pek büyükdir. MeåelÀ èArabìde FìrÿzÀbÀdì’niñ úÀmÿsı ve bunuñ şerói olan «TÀcüél-èArÿs» ile «LisÀnüél-èArab» ve ırf Türkce kelimeler içün Vefìú Paşa meróÿmuñ «Lehce-i èOåmÀnì» si èilm-i luàatde ehemmiyyetden sÀúıù kitÀblar degildir; lakin bunlar kÀffe-i aóÀb-ı mürÀcaèatıñ degil, belki yalñız luàat tertìb itmek isteyen luàaviyyÿnuñ işine yarayabilecek bir uÿl ve tertìbdedir. Luàatler úolay bulunabilecek bir tertìbde ıralanmış olmadıúdan başúa, maènÀları daòi birbirlerinden ayrılmayup, ve lÀyıúı vechle tefsìr ve miåÀllerle ìøÀó olunmayup, úarma úarışıú ve hepsi birden atılmışdır. Bundan ise ancaú erbÀb-ı iòtiÀ-ı kemÀl zaómetle ve nice müşkilÀtla istifÀde idebilir. Bundan mÀ-èadÀ, lisÀnımızıñ  Türkiyyüél-èal olan kelimÀtını cÀmiè olup da èArabì ve FÀrsìden meéòÿõ luàÀt ve ıùılÀóÀt-ı müstaèmele ve meènÿseyi óÀvì olmayan bir luàat kitÀbı meåelÀ İngilizceniñ Fransızcadan müsteèÀr kelimÀtını yaènì bu lisÀnıñ heman nıf-ı luàÀtini óÀvì olmayan bir luàat kitÀbına beñzer, ki böyle bir kitÀb tertìbini hìç bir İngiliz taavvur bile itmemişdir. « ÚÀmÿs-ı Türkì » ne lisÀnımızıñ mütemmimÀtından olan bu gibi kelimÀt ve ıùılÀóÀtdan maórÿm olmalı, ne de «LuàÀt-ı èOåmÀniyye» nÀmıyla neşr olunan nice cesìm kitÀblarımız gibi, Türkcede değil, èArabì ve FÀrsìde bile istièmÀlleri ender olan àaraéib-i luàÀt-ı èArabiyye ve FÀrsiyye ile memlÿ bulunmalıdır.
Bizce müstaèmel luàÀt-ı èArabiyye ve FÀrsiyyeyi cÀmiè oldıàı óÀlde, bu kitÀbıñ « ÚÀmÿs-ı Türkì » nÀmıyla tesmiyesine belki iètirÀø bulunur; lakin lisÀnımız lisÀn-ı Türkìdir, bu lisÀna maòÿ luàat kitÀbına daòi başúa isim düşünmek èabeådir. LisÀnımızda müstaèmel kelimeleriñ cümlesi de, her òanài lisÀndan meéòÿõ olursa olsun, óaúìúaten müstaèmel ve maèlÿm olmaú şarùıyla, Türkceden maèdÿddır.
LisÀnımıza maòÿ olaraú elsine-i muòtelifeye mütercem ne úadar luàat kitÀbları var ise, cümlesine mürÀcaèat olundıàı óÀlde, içlerinde lisÀnımızıñ óÀl-i óÀøırına ve iótiyÀc-ı óaúìúìsine en ziyÀde muvÀfıú ve bi-óaúúın Türkceniñ luàat kitÀbı dinmege şÀyÀn bundan on yedi sene evvel Türkceden Fransızcaya olaraú èÀcizÀne tertìb itdigim luàat kitÀbını buldıàımı da, maúÀm-ı tefaòòürde olmayaraú, iètirÀfa mecbÿrum.
Yine tekrÀr iderim ki: LisÀnımızıñ kelimÀt-ı aliyyesi henüz tamÀmıyle øabù olunmadıàı gibi, bizce müstaèmel luàÀt-ı èArabìye ve FÀrsìye daòi lÀyıúıyla teèayyün itmediginden, vesÀéir böyle müşkilÀtdan ùolayı, şimdilik her cihetce mükemmel bir ÚÀmÿṣ-ı Türkì tertìbi pek müteèassir olmaàla, meydÀna úoydıàım bu eåeriñ daòi o derecede mükemmeliyyetini iddièÀ idemem; lakin her óÀlde lisÀnımız içün diger luàat kitÀblarına iótiyÀc bıraúmayacaú bir óÀl ve ÿretde olmasına fevúaél-èÀde saèy ve àayret olundıàından, aòlÀf ùarafından ikmÀli mümkin olabilecek bir esÀs yerini ùutabilecegi, ve lisÀnımızıñ taódìd ve taèyìnine ve taóìó-i àalaùÀtına daòi òidmet idecegi meémÿl-ı úavìmdir. Hele bu gibi mürÀcaèat kitÀblarında aranılacaú kelimeniñ úolaylıúla bulunup, maènÀsınıñ suhÿletle taèyìni içün elzem ve lÀ-büdd olan úÀèide ve uÿle rièÀyet òuÿunda, yirmi seneden beri luàat kitÀbları tertìbiyle tevaààulüm ve bu vechle fenn-i luàate iòtiÀım yardımıyla, bu eåeriñ úuÿrsuz oldıàını iddièÀ idebilirim. Bizde mütedÀvil luàat kitÀblarınıñ çoàunda óurÿf-ı hecÀ tertìbine lÀyıúıyla ve tamÀmıyle rièÀyet olunmadıúdan başúa, ekåeriyen kelimeler ilk óarfleriniñ óarekesine göre ıralanup, meåelÀ hemze-i meftÿóa ile başlayanlar ayrı ve hemze-i meksÿre ile bedé idenler ayrı dizilmiş, ve ke-õÀlik kÀf-ı FÀrsì kÀf-ı èArabìden ayrılmışdır; óÀlbuki óarekeler òaùùımızda yazılmadıàı gibi, kÀfıñ muòtelif telaffuôları daòi her vaúit işÀretle tefrìú olunmadıàından, ve insÀn maènÀsını bilmedigi kelimeniñ biéù-ùabiè óarekÀtını daòi bilemeyeceginden, nerede arayacaàını şaşırup, istifÀde idememesi ùabìèìdir. MaènÀları daòi ke-õÀlik birbirinden hìç bir işÀretle ayrılmaúsızın úarma úarışıú úonılup, òangileri müterÀdif ve òangileri muòtelif meèÀnìden oldıàı farú olunamaz.
İşbu «ÚÀmÿs-ı Türkì» de luàÀtıñ ilk óarflerinden on óarflerine varıncaya úadar óurÿf-ı hecÀ tertìbine rièÀyet olundıàı óÀlde, óarekelere ve mevhÿm işÀrÀta rièÀyet olunmamışdır; ve maèa-hÀõÀ luàatların óarekÀt ve işÀrÀt-ı lÀzıma ile telaffuôları taèyìn olunup, ÿret-i úırÀéitlerinde şübhe ve tereddüde maóal bıraàılmamışdır. èArabì ve FÀrsìden meéòÿõ olan kelimeler tefrìú olundıàı gibi, her luàatıñ aúsÀm-ı kelimeniñ òangisinden oldıàı daòi maúùaèÀt-ı maòÿa ile gösterilmiş; ve gerek aıl Türkce gerek èArabì ve FÀrsì kelimeleriñ ÿret-i iştiúÀúı veya terkìbi şeró olunmuşdır. MeèÀnì-i muòtelife keåret-i istièmÀllerine göre raúamlarla ıralanup, èayn-ı maènÀyı tercüme ve ifÀde iden kelimeler fÀıla ( ,) ile, miåÀlleri (:) noútaùeyn ile ayrılmışdır. IùılÀóÀt-ı èilmiyye ve fenniyye ile luàatıñ maènÀsını degişdiren taèbìrÀt-ı maòÿa || işÀretiyle ayrıldıàı gibi, luàatıñ cinsi degişdiginde yaènì aúsÀm-ı kelimeniñ birinden digerine intiúÀli, meåelÀ isim iken ıfat olması, óÀlinde daòi = , ve kelime veyÀòÿd taèbìr ile maènÀsı arasında " işÀreti vażè olunmışdır.
Esma ve meÀdir-i èArabiyyeden elif-i memdÿde ile òitÀm bulanlardan lisÀnımızda Àòirlerindeki (ء) isúÀt olunup, meåelÀ (şuèarÀé) yerine (şuèarÀ) úullanılırsa da, maóżÀ esÀsen hemzeniñ mevcÿd oldıàı bilinmek, ve meåelÀ iżÀfet óÀlinde (şuèarÀ-yı èArab) dinilecek yerde, hemzeniñ iôhÀrıyla (şuèarÀ-i èArab) dimek daha faìó olacaàından, oña göre úullanılmaú içün, bu hemzeler yazılmışdır.  
            TÀ-i teénìåle òitÀm bulan esmÀ-i èArabiyye èArabìde dÀéimÀ yuvarlaú te (ة) ile yazılırsa da, Türkcede baèżıları he () ve baèżıları uzun te () ile úullanıldıàından, işbu úÀmÿsda bu ülfete rièÀyet olunmuşdır. BinÀları teèaddì içün olan meÀdir-i èArabiyye  «olmaú, olunmaú, idilmek» gibi efèÀl-i ièÀne-i Türkiyye ile terekküblerinde lÀzım ve muùÀvaèat binÀsına intiúÀl itdiklerinden, baèżı yeni luàat nüvìslerimiz bunları meåelÀ « ifhÀm = añlatmaú, añladılmaú » gibi her iki maènÀ ile tercüme itmegi èÀdet itmişlerse de, bu farú ırf Türkce fièl-i ièÀneden gelüp, madar-ı èArabìniñ óadd-i õÀtında maènÀsı ne ise yine o, yaènì meåelÀ «keser = úırma» ve «inkisÀr = úırılma» oldıàından, biz bu úÀéide-i esÀsiyyeye rièÀyet idüp, nÀfile yere taùvìl-i meúÀl ve teşvìş-i eõhÀndan tevakkì eyledik.
            Esma-i èArabiyyeniñ Türkcede müstaèmel olan cemè-i mükesserlerini ıralarında derc itdikse de, meèÀnì ve tafìlÀtını müfredleri mÀddelerine taèlìú idüp, yalñız ayrıca meèÀnì-i maòÿaya gelenleri ve müfredsiz úullanılanları kendi ıralarında beyÀn idiyoruz, lisÀnımızda müstaèmel olan FÀrsì ve èArabì teåniyeleri ve ıfatlarıñ müéenneålerini daòi müfred ve müõekkerleri ırasında õikr idiyoruz.
            IùılÀóÀt-ı fenniyyeye gelince: Maèlÿmdır ki her fenniñ ıùılÀóÀt-ı maòÿasını cÀmiè ayrıca cesìm ve baèżen mücellidÀtdan mürekkeb úÀmÿs-ı òuÿìsi vardır. Bu óÀlde kÀffe-i fünÿnuñ ıùılÀóÀtını bu kitÀba cemè itmek muóÀldir. Ancak her bir fenniñ ıùılÀóÀtından bir ùÀúımı èumÿmca maèlÿm ve müstaèmel, ve bir ùÀúımları da yalñız o fenniñ müntesibìn ve müteòaṣṣıṣìnine maòÿ ve münóaırdır. Birinci şıúdan olan ıùılÀóÀt bu kitÀba derc olunup, ikinci şıúdan olanlarından biéù-ùabiè arf-ı naôar olunmışdır.
            El-óÀıl, lisÀnımızıñ şimdiki óÀline göre, ve bu günki günde mümkin olabilecek derecede, mükemmel bir luàat kitÀbı olmasına saèy ve àayret olunmışdır.
            Neşri òuÿuna gelince: bunı daòi «ÚÀmÿs-ı èArabì» gibi kendi óesÀbıma çıúarmaàa úarÀr virerek, o ÿretle ièlÀn itdikden, ve bir iki cüzéini tabè itdirdikden oñra, zamÀnımızda neşriyÀt-ı nÀfièa ile teraúúì ve teèammüm-i maèÀrife ciddi òidmetler ìfÀsına muvaffaúiyyeti cümleniñ maèlÿmı olan «İúdÀm» gazetesi Àóibi Cevdet Beg Efendi bu kitÀbıñ daòi neşrini der-èuhde itmege ùÀlib olmaàla, õÀten muóarrirlikle nÀşirligi cemè itmek biri maènevì ve digeri mÀddì iki aàır yüküñ altına girmek oldıàını bildigim óÀlde, bu külfete nÀ-çÀr úatlanmış oldıàımdan, ve müşÀrü’n-ileyhiñ bunı daòi sürèat ve intiôÀm ve mükemmeliyyet-i maùlÿba ile neşre muvaffaú olacaàını òidemÀt-ı sÀbıúası delÀletiyle bildigimden, aleél-óuÿ memleketimizde ùÀúat-ı fersÀ olan neşri àÀéilesinden úurtulmaú, ve hem de devÀm-ı neşriyle ikmÀlini taót-ı teémìnde bulundırmaú mülÀóaôasıyla, teklìf-i vÀkıèını hemÀn úabÿl ile, neşri vaôìfesini kendilerine terk eyledim.
Eren Köy 20 RamażÀn 1317
Ş. SÀmì